Özzet

Bir geek zihninin özeti

4 Aralık 2015
yazan Selim Şumlu
0 yorum

Kaç İstanbul – Kaçış Oyunu İncelemesi

Konumumuz gereği genellikle Şişli ve Beyoğlu’ndaki kaçış oyunlarını tercih ediyoruz ama Beşiktaş’taki Kaç İstanbul (KAÇİSTANBUL olarak da geçiyor.), bir fırsat sitesinde tesadüfen gördüğümüz “Türkiye’nin en teknolojik kaçış oyunu” sloganıyla bizi kendine çekmeyi başardı. Malum, teknoloji yazarlarından oluşan bir ekibiz. Oyunu haziran ayında oynadığımızda açılalı henüz iki hafta olmamıştı.

Temiz bir asker evi

Bazı son dakika değişiklikleri nedeniyle Kaç İstanbul’u sadece ikimizin deneyimli olduğu beş kişilik bir ekiple oynadık. Bu oyun için 4-5 kişi ideal görünüyor. Beşiktaş’ta bir apartman dairesinin tamamını kaplayan oyun alanı 3 oda ve 2 koridordan oluşuyor. Kapıda hoparlör yoluyla kısaca bilgilendirildikten sonra içeri girmez oyuna başlıyorsunuz. Burada oyun boyunca kullanabileceğiniz bir tuvalet de var.

Kaç İstanbul’a gitmeden oyunun öyküsünü okumanızı öneriyoruz çünkü senaryo, bu öyküyle uyumlu bir şekilde ilerliyor. Kaç İstanbul’da asker Hasan Bey’in evindeyiz. Hasan Bey’in evlat edindiği çocuklardan bir süredir haber alınamıyor. Bizim amacımızsa bu çocuklara ne olduğunu öğrenmek. Tertemiz bir çocuk odasında başladığımız oyunda ilerledikçe öykü daha karanlık bir hal almaya başlıyor, odaların dekorasyonu da buna göre değişiyor. Bazı gerçek fotoğrafları oyunun sitesinde görebilirsiniz.

Kaç İstanbul’da özellikle dikkatimizi çeken bir nokta, oyun ortamının temizliği oldu. Eşyaların birçoğu Ikea’dan yeni alınmıştı. Yere dokunmanızı gerektiren bölümün her oyundan sonra özellikle temizlendiğini öğrendik. Biz oyunu oynadığımız sırasında klima yoktu ve haziran sıcağında biraz terledik ama klimaların sipariş edildiğini, birkaç gün sonra takılacağını öğrenmiştik. O sorun artık çözülmüştür diye tahmin ediyoruz.

Kaç İstanbul, öyküsü gereği bir gerilim oyunu sayılabilir ama herhangi bir korku öğesi içermiyor. Bizim gibi korku oyunların pek sevmeyen, bulmacalara yoğunlaşmak isteyenler ekipler Kaç İstanbul’u rahatlıkla tercih edebilir. Yalnız son odadaki ışıklandırmadan rahatsız olduğumuzu belirtmek gerekiyor. Gerilimden çok baş ağrısı yaratması olası. Mesleki deformasyon gereği bizde baş ağrısı yaratan bir şey daha vardı: İşi yazım hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltmek olan birine ipucu olarak uzunca ve iyi yazılmamış bir metin verdiğinizde bütün dikkatinin dağıldığını, gerçek ipucunu algılayamadığını bu oyunda gördük. 🙂

Ekip: Ebru, Ahmet, Cenk, Selim, Doruk

Ekip: Ebru, Ahmet, Cenk, Selim, Doruk

Bulmacalar

Kaç İstanbul, başarılı mekanizmalarıyla en çok beğenimizi kazanan oyunlardan biri oldu. Oyunda kullanılan klasik kilit sayısı oldukça az. Genellikle elektronik mekanizmalar tercih edilmiş ki bunları çözmek çoğu oyuncu için daha keyifli oluyor. Bulmacalar genellikle akıcı bir şekilde ilerliyor ve çok zorlu değiller. Sadece bir yönlendirmeyi anlamakta zorlandık çünkü duymamız gereken bir sesi kendi gürültümüz nedeniyle duyamamışız. Oyundaki bulmaca ve mekanizma sayısı epey fazla. Dolayısıyla bizim gibi zamanlamayı iyi yapamamak, oyunu bitirememeye sebep oluyor.

Oyuna başladığınız antre karanlık ve buradaki bulmacaları çözmek için bir ışık kaynağına ihtiyacınız olabilir. Biz oyunlarda telefon kullanmamaya alışık olduğumuz için bir fener bulmayı bekledik ama bir süre sonra telefon ışıklarımızı kullanabileceğimiz bilgisini aldık. Bunun oyuna başlarken söylenmesi daha doğru olabilir diye düşünüyoruz. Bulmacalarla ilgili olmayan dekoratif nesne sayısı bizce dozunda tutulmuş.

Gelelim Kaç İstanbul’un alameti farikası hologram teknolojisine. Maliyeti görece yüksek bir teknoloji olmasına rağmen beklentinizi yükseltmeyin deriz. Kimi müzelerde gördüğümüz türden bir 3B holografik görüntü sistemi, öykünün parçası olan kısa bir videoyu oynatmak için kullanılıyor.

Bizim iki ipucu hakkımız vardı ve bu da zamanlamamızı etkiledi tabii. Sadece deneyimli ekiplere iki ipucu verildiğini sonradan öğrendik. O günkü ekibimizin deneyimsiz olması bizim daha fazla dezavantajımıza oldu diyebiliriz.

Sonuç

Bol mekanizmalı oyunlardan hoşlanıyorsanız Kaçistastanbul’u seveceğinizden şüphemiz yok. Geniş oyun alanı, temizliği, bulmaca sayısının fazlalığı da cabası. Belki bulmacalar üzerinde çok fazla kafa patlatmayacağınız ama yine de zamanla yarışacağınız, eğlenceli bir oyun bu.

Puanlama

  • Zorluk: 7/10
  • Mekân ve dekorasyon: 8/10
  • Kurgu: 7/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 7/10
  • İdeal kişi sayısı: 4-5
  • Bizim kaçış süremiz: Kaçamadık
  • Oynama tarihi: 16 Haziran 2015

13 Ekim 2015
yazan Selim Şumlu
1 yorum

Quest İstanbul – Epidemic – Kaçış Oyunu İnceleme

Genelleme yaparak türün tüm oyunlarına “kaçış oyunu” desek de Quest İstanbul’un Epidemic oyununda bir yerden kaçmanız gerekmiyor. Girdiğiniz muayenehanedeki araç gereçleri kullanarak dünyayı kurtarmanız yeterli!

Beyoğlu’nda bulunan Quest’in şimdilik tek oyun olan Epidemic’e dair övgüleri daha önce duymuştuk ve oynamayı planlıyorduk ki RoomEscaper’ın bir yarışmasından ödül olarak bu oyunu kazanınca fazla beklemeden rezervasyonumuzu yaptırdık.

Salgın var!

1970’li yıllarda bir muayenehanede geçen oyunda Dr. Selim Aksoy’un sentezlemek üzere olduğu bir virüsü yayılmadan önce durdurmaya çalışıyorsunuz.

Oyuna girişte sizi öyküyü ve kuralları anlatan bir mektup karşılıyor. Süreniz bu alanı geçtikten sonra başlıyor. 4 odadan oluşan, 120 metrekarelik, oldukça ferah bir oyun alanı var. 4 kişilik ekibimizle bir oda dışında oldukça rahat çalışabildik. Oyun içinde istediğiniz zaman kullanabileceğiniz bir tuvalet de var. Epidemic’te ipucu isteme hakkınız yok. Gerekli gördüğü noktalarda operatör size ipucu veriyor. İpuçları için klasör hoparlör yönteminin dışında birkaç yöntem de kullanılıyor. Oyun alanı geniş olduğu için, işiniz biten odalardaki ışığın sönmesi iyi düşünülmüş bir ayrıntı.

Takım: Selim (PCnet), Doruk (Dijital Projeler), Mahmut (CHIP), Ercan (CHIP Online)

Takım: Selim (PCnet), Doruk (Dijital Projeler), Mahmut (CHIP), Ercan (CHIP Online)

Bulmacalar ve dekorasyon

Bugünlerde birçok oyunun web sitesinde gerçek fotoğraflara yer vermekten kaçındığını görüyoruz. Quest’in web sitesindeki fotoğraflarsa başarılı dekorasyonu gözler önüne seriyor. Epidemic, dekorasyon açısından en başarılı bulduğumuz oyunlardan biri oldu. 1970’lerin muayenehane havası gerçekten iyi yansıtılmış. O tanıdık “hastane kokusunu” bile alacak, belki muayene odasında birkaç saniyeliğine de olsa doktorculuk oynayacaksınız!

Genellikle gözlem ve parça toplamaya dayalı özgün bulmacalar tercih edilmiş. Kilitlerle çok fazla uğraşmayacak, mekanizmalardan keyif alacaksınız. Bir de takım halinde çözülmesi zorunlu olan bir bulmaca var ki bu yüzden “tek kişiyle bitirilemeyecek oyun” deniyor. Epidemic kesinlikle bir korku oyunu değil ama bu bulmaca, belli bir korku türünü az da olsa harekete geçirebilir. Spoiler vermemek için ne olduğunu yazmayacağız ama gerekirse operatörün size derhal yardımcı olacağından eminiz. Oyun çok akıcı bir şekilde ilerliyor ve son odadaki epey vakit harcadığımız bir bulmaca dışında tüm bulmacaları ve yönlendirmeleri başarılı bulduk.

Heyecan doruğa çıktığında eldivenleri takmayı unutmayın!

Değerlendirme

Oyun sonrası sohbetimizde, oyunculardan alınan geri bildirimler sayesinde oyunun birçok kez güncellendiğini öğrendik. Oyunun geçen ay oynadığımız son hali, dekorasyonu, akıcılığı ve bulmacalarıyla en beğendiğimiz oyunlar arasına girdi. Epidemic, üç farklı finaliyle de dikkat çekiyor. Biz dünyayı kurtarmayı başardığımız için oyuna aşağıdaki final videosuyla veda ettik. Tüm kaçış oyunu severlere öneriyoruz.

Puanlama

  • Zorluk: 7/10
  • Mekân ve dekorasyon: 9/10
  • Kurgu: 9/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 8/10
  • İdeal kişi sayısı: 4-5
  • Bizim kaçış süremiz: 59 dakika
  • Oynama tarihi: 10 Eylül 2015

21 Eylül 2015
yazan Selim Şumlu
0 yorum

Escapist – Geçmişin İzinde – Kaçış Oyunu İncelemesi

Escapist’in “Kayan Yıldız Üçlemesi”nin ilk iki oyununu daha önce yazmıştım. Sıra geldi üçlemenin finaline: Geçmişin İzinde. Uzun incelemeler yazmayı seviyorum ama fazla vakinizi almamak için önce iki uyarı yapmalıyım:

  1. Escapist’in sitesinde bu oyun için “Yenilendi!” ibaresi var, dolayısıyla yorumlarım oyunun güncel halini yansıtmayabilir.
  2. Geçmişin İzinde ve “Kayan Yıldız Üçlemesi” yakında tamamen kaldırılacak, yerlerine yeni oyunlar gelecek.

Geçmişin İzinde incelememi yine de tarihe not düşmek adına yazıyorum. Escapist ve üçleme hakkında genel bilgiler için öncelikle Şirket incelememi okumanızı öneririm.

Işık, biraz daha ışık

Geçmişin İzinde, benim oynadığım ilk kaçış oyunuydu. 5 kişilik ekibimiz de birisi hariç tamamen acemilerden oluşuyordu. Escapist de henüz yeni açılmıştı ve muhtemelen oyunu ilk oynayanlardan biriydik.

Oyunumuzun öyküsü şöyle: “Carl ve ekibi gizemli laboratuvarda açmayı başardıkları zaman tünelinden geçerek 160 yıl geriye gitmişlerdir. Burası Dr. Howard’ın, gezgin büyük büyük babasının evidir. Bu büyük ve kasvetli evde zamanda yolculuk etmenin formülü ve Carl’ın kardeşi Brook’u kurtarmanın tek yolu olan Kayan Yıldız’ı bulmaya çalışırlar.”

Açıklamada “büyük ve kasvetli” olduğu öne sürülen ev, aslında bugüne dek gördüğümüz en küçük oyun alanından oluşuyor. Geçmişin İzinde tek odalı bir oyun. Az sayıda eşyadan oluşan basit bir dekorasyonu var. İyi bulmacalarla donatılmış “odadan kaçış” oyunlarına (örn. Sherlock ve Moulin Rouge) karşı değiliz ama Geçmişin İzinde ne yazık ki onlardan biri değil.

Oyun alanı neredeyse zifiri karanlık. Geleneksel olarak korku-gerilim oyunları karanlık olur ama Escapist’in daha sonra oynadığımız korku oyunu Metruk bile bu kadar karanlık değildi. Elinizdeki aydınlatma araçlarının çoğu sadece dibine ışık verecek kadar işe yarıyor. Oyun alanı da küçük olunca arkadaşlarınızla çarpışmanız kaçınılmaz oluyor. Açıkçası oyunun karanlık olmasını gerektirecek bir şey yok ve oyunun zayıflığını biraz olsun gizlemek için bu yola başvurulduğunu düşünmeden edemiyoruz.

gecmisin-izinde-cover

Bulmacalar

Oyunda çoğu kilit açmayla son bulan, az sayıda bulmacaya yer verilmiş. Tek bir özgün mekanizmayla karşılaştık ve onu beğendik ama oyunu kurtarmaya yetmiyor tabii. Bulmacalar aslında zor değil ama ortamın çok karanlık olması zorluk düzeyini ister istemez artırıyor.

Değerlendirme

Geçmişin İzinde ne yazık ki kaçış oyunu meraklılarına öneremeyeceğimiz oyunlar arasında yer alıyor. Diğer iki oyunu oynamış ve Kayan Yıldız Üçlemesi’nin finalini merak eden kişiler belki oynamayı düşünebilir ama öykünün de bence vasat bir finalle sonlandığını belirtmem gerekiyor.

Escapist çalışanlarıyla bugün yaptığım bir sohbette, yurtdışında yazılan Kayan Yıldız Üçlemesi’nin bir iki hafta içinde tamamen kaldırılarak yerine “Kıyamet” üçlemesinin geleceğini öğrendim. Kendileri de herhalde üçlemenin pek başarılı olmadığının farkında ve isabetli bir karar almışlar. Son oyunları Agatha’nın Anahtarı düzeyinde (İncelemesini daha sonra yazacağım ama oldukça beğendik.) yeni oyunlarla karşımıza çıkacaklarını umuyorum. Ne bizim ekibimiz artık o ilk günlerdeki gibi deneyimsiz ne de Escapist…

Puanlama

  • Zorluk: 4/10
  • Mekân ve dekorasyon: 2/10
  • Kurgu: 3/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 3/10
  • İdeal kişi sayısı: 2-3
  • Oynama tarihi: 3 Nisan 2015

10 Eylül 2015
yazan Selim Şumlu
0 yorum

Güvenlik sorularını unutun

Doğum yerinizi ve annenizin kızlık soyadını herhalde kolay kolay unutmazsınız. Peki ya ilk öğretmeninizin ya da çocukken oturduğunuz sokağın adını? Bunlar, birçok web sitesinde parolanızı unuttuğunuz zaman hesabınızı kurtarmak için sorular. Ekstra bir güvenlik önlemi olarak düşünülmüş olsalar da Google’ın yaptığı bir araştırma tersini söylüyor: “Güvenlik sorusu” yöntemi hem güvensiz hem de tutarsız.

Yüz milyonlarca kullanıcının oturum açma davranışlarını analiz eden araştırma ekibi, kullanıcıların yaklaşık %40’ının kendi yanıtlarını hatırlayamadığını görmüş. İlk başta inanması güç gelebilir. Doğum yerini kim unutur ki? Ama bir daha düşününce asıl sorunu siz de tahmin edeceksiniz: Pek çok kullanıcı kurnazlık edip, hacker’ları kandırmak için gerçek yanıt yerine tahmin edilmesi zor bir yanıt giriyor. Tabii kimliklerini kanıtlamak için soruya doğru yanıt vermeleri gerektiği zaman “doğru” yanıtı çoktan unutmuş oluyorlar.

Hacker korkusu, web sitelerini de daha karmaşık sorular sormaya zorluyor. Elbette bu soruların yanıtlarını hatırlamak da bir o kadar zor. Google, kullanıcıların sadece %76’sının “Babanızın göbek adı nedir?” sorusunu yanıtlayabildiğini fark etmiş. Bu bilgi, internette biraz araştırmayla veya babaya bir şekilde ulaşarak hacker tarafından temin edilebilir. “İlk telefon numaranız neydi?” sorusunda doğru yanıt oranı %55’e düşüyor ama hacker’ların bu sorunun doğru yanıtına ulaşması çok daha zor. Sorular daha kişisel hale geldikçe yanıtların tahmin edilmesi zorlaşıyor, ama doğru yanıtı hatırlamak da zorlaşıyor. Örneğin kullanıcıların sadece %22’si kütüphane kartı bilgilerini ve sadece %9’u hava yolları tarafından verilen “sık uçan yolcu” numarasını hatırlayabilmiş.

Zaman içinde değişmeyen yanıtları hatırlamak daha kolay. Doğum yeriniz hiç değişmiyor ama en sevdiğiniz televizyon programı ve en sevdiğiniz tatil yöresi veya en sevdiğiniz yemek değişebilir. Google, en sevdiği yemeği üç ay sonra doğru hatırlayanların %55 olduğunu söylüyor. Üstelik en sevdiğiniz yemeği hatırlasanız bile hacker’lar sizden önce “hatırlayabilir”. Araştırmaya göre İngilizce konuşan kullanıcıların en sevdiği yemek “pizza”. Hacker’ların bunu tek denemede tahmin etme ihtimali %19,7. Ayrıca birçok kullanıcı, tıpkı her yerde aynı parolayı kullandığı gibi, güvenlik sorularını da her zaman aynı yanıtı veriyor. O yüzden hacker’lar tıpkı parola kırarken yaptıkları gibi güvenlik soruları için de “toplu tahmin saldırısı” düzenleyebilir. Sonuca ulaşmak sandığınızdan daha kolay: 2009’da yapılan bir denemede araştırmacılar, en çok kullanılan yanıtları deneyerek güvenlik sorularının %10’unu aşmayı başardı.

İşte bu yüzden Google’ın çözümü, hiçbir zaman sadece güvenlik sorularına güvenmemek. Çünkü Google’a göre “hem güvenli hem de akılda kalıcı gizli sorular bulmak neredeyse olanaksız”. Google, kimliğinizi e-posta veya kısa mesaj yoluyla doğrulamazsa güvenlik sorunuzu yalnızca son çare olarak soruyor. O yüzden siz en iyisi myaccount.google.com adresine hemen girin, “Kişisel bilgiler” bağlantısına tıklayın, telefon numaranızın ve yedek e-posta adresinizin kayıtlı olduğunu kontrol edin.

Merak ediyorsanız Google’ın hazırladığı 9 sayfalık raporun tamamını okuyabilirsiniz (İngilizce).

6 Ağustos 2015
yazan Selim Şumlu
1 yorum

Escapist – Gizli Deney – Kaçış Oyunu İncelemesi

Escapist’teki “Kayan Yıldız Üçlemesi”nin ikinci oyunu olan Gizli Deney, benim de oynadığım ikinci kaçış oyunuydu. İlk oyunumuzda (Geçmişin İzinde) alan beş kişiye dar geldiği için bu kez daha küçük bir takımla oynamaya karar verdik. Yine deneyimsiz ve bu kez üç kişilik bir takım…

Escapist ve Kayan Yıldız Üçlemesi ile ilgili genel bilgiler için öncelikle Şirket incelememi okumanızı öneririm. Gizli Deney için de aynı şeyler geçerli.

Oyunumuzun öyküsü şöyle:

FBI ajanı Carl, kardeşinin çalıştığı ofiste bulduğu giriş kartıyla gizli bir yol keşfeder. Bu yol bir laboratuvara çıkmaktadır. Gizli bir deneyin yapıldığı bu laboratuvarda, gerçeküstü elementlerle karşılaşan Carl ve ekibi; Brook’u kurtarmak için sırlarla dolu bu laboratuvarda zaman tünelini açabilecekler mi?

Dekorasyon ve mekân

Tahmin edebileceğiniz üzere oyun bir laboratuvar ortamında geçiyor. Gizli Deney, bugüne dek gördüğümüz en sade dekorasyona sahip olan oyun. Rakam vermeyelim ama oyundaki dekoratif öğe sayısı yok denecek kadar az. Göreceğiniz hemen hemen her şeyin oyunda bir yer var. İki odadan oluşan oyuna bembeyaz bir laboratuvarda başlıyor, daha kasvetli olan ikinci odaya sürprizli ve keyifli diyebileceğimiz bir şekilde geçiyorsunuz.

Oyun alanı çok büyük olmadığı için beş kişilik ekiplere dar gelebilir. Biz üç kişinin ideal olduğunu düşündük ama dört kişiyle de rahat oynanabilir.

1504gizli-deney-takim

Takım: Seren, Burcu, Selim

Bulmacalar

Bu oyunda asma kilit yok! Gözlem beceresine ve aritmetiğe dayalı bulmacalar, özgün mekanizmalar göreceksiniz. Bulmaca sayısı çok fazla değil (10 civarında) ama her birini çözmesi keyifli. Bazı bulmacalar takım çalışmasını mecbur kılıyor. Oyun laboratuvarda geçiyor ama kimya dersiniz zayıftı diye çekinmeyin hemen. Tamam, oyunda bir periyodik tablo var ama takımımızdaki görsel yönetmen Burcu’nun bulmacalara katkısı daha fazla oldu. Zaten kimya laboratuvarında deney yapar gibi başladığınız oyundaki asıl amacınız zaman tüneli açmak! Gerçi o iş fizik laboratuvarında olur diye tahmin etmiştim ben ama, neyse…

Bulmacaların bir kısmı fiziksel olarak çözüme kavuşuyor ki bunların yarattığı tatmin duygusu, birçok kaçış oyununda bulmaca çözünce aldıklarımızdan daha fazlaydı. Birinci odadan çıkarken hepimiz sırıtıyorduk.

Oyundaki dosyalar yardımıyla Kayan Yıldız Üçlemesi’ni oluşturan asıl öykünün bir kısmını daha çözüyorsunuz. Neyse ki okunacak şeyler Şirket’teki kadar fazla değil, yani hepsini okuyabilirsiniz.

Değerlendirme

Bulmacaların zorluk düzeyi çok yüksek değil ama özellikle acemi takımlar bazen nasıl ilerleyeceğini kestiremeyebilir. Bu süreklilik sorununu Kayan Yıldız Üçlemesi’nin diğer oyunlarında da gözlemlemiştik ve “kurgu” puanımıza yansıtıyoruz. O yüzden gerektiğinde üç ipucu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyin deriz. Biz o sıralar acemi bir takım olduğumuz için bir 59 dakikada çıkmayı başarabildik. (Aslında 56 ama oyundaki bulmacalardan biri, hata yaptığınızda süre kaybetmenize yol açıyor.) Deneyimli bir ekip çok daha kısa sürede rahatlıkla çıkabilir. Öte yandan, ipucu alırken, Escapist‘teki ilk oyunumuzda yaşadığımız yanlış yönlendirilme sorununu yine yaşadık ve yine “Siz daha o bulmacayı çözmemiş miydiniz?” sorusuyla karşılaştık.

Gizli Deney’i deneyimli olmayan takımlar rahatlıkla oynayabilir. Bolca anahtar bulup asma kilit açmayı gerektiren, bol bulmacalı oyunları da seviyoruz ama bu onlardan biri değil. Daha eğlenceli, daha fiziksel bulmacaları olan bir oyun sizi bekliyor.

Ufak bir hatırlatma: Escapist’in yenilenen web sitesindeki tanıtım fotoğraflarında sedye, bolca kan ve ameliyat aletleri kullanılmış. Bunlar sizi yanıltmasın çünkü -biz oynadıktan sonra değişiklik yapılmadıysa- oyunda yoklar. Gizli Deney herhangi bir korku öğesi de içermiyor.

Burası oyuna başladığınız oda ama oyunda ameliyatla ilgili şeyler oyunda yok.

Burası oyuna başladığınız oda ama ameliyatla ilgili şeyler aslında oyunda yok.

Puanlama

  • Zorluk: 4/10
  • Mekân ve dekorasyon: 3/10
  • Kurgu: 5/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 5/10
  • İdeal kişi sayısı: 3-4
  • Bizim kaçış süremiz: 59 dakika
  • Oynama tarihi: 15 Nisan 2015

2 Ağustos 2015
yazan Selim Şumlu
0 yorum

TescapeR – Kaçış Oyunu İncelemesi

TescapeR (Piri Reis’in Kayıp Hazinesi), ekibimizin kaçış oyunları konusunda en deneyimli üyesi Doruk’un daha önce oynadığı ve en sevdiği oyunlardan biriydi. Daha önce oynadığımız oyunlar nispeten küçük mekânlarda geçtiği için Douruk’un ısrarına rağmen beş kişiyle oynama konusunda kararsızdık. O ana kadarki deneyimle göre çok kişiyle çalışmak dikkat dağıtıcı oluyor, bazen de oyun alanları beş kişi için fazla küçük oluyordu. Sonuç olarak dört kişiyi topladık ve rezervasyonumuzu yaptırdık.

Dekorasyon ve mekân

TescapeR, Beyoğlu’nda bir apartman dairesini mesken tutmuş. Dairenin neredeyse tamamının kullanıldığı, beş odadan oluşan, büyük bir oyun bu. Oyunda biraz ilerledikten sonra oyun alanının gerçekten de beş kişi için yeterli olduğunu anlıyoruz. Hatta altı kişilik gruplar da kabul ediliyor ama benim önerim beşi aşmamak yönünde.

Dairenin her odası bir arkeolog-denizcinin evini yansıtacak şekilde dekore edilmiş. Odalar ferah ve düzenli, eşyalar temiz. Oyunla ilgisi olmayan eşyalar odalara yığılmamış ama dekorasyon gereğinden fazla sade de değil, tam kararında.

Daireye adım attığınızda game master’ınız sizi hoparlörle karşılıyor, kısa bir bilgilendirmenin ardından sayacı başlatıyor. Yüz yüze bir görüşme olmuyor ve oyuna antrede başlıyorsunuz. Bu bölümde, oyuna başlamadan önce (ve oyun sırasında) kullanabileceğiniz bir tuvalet de var.

Takım: Selim (PCnet), Mahmut (CHIP), Ercan (CHIP Online), Ercan'ın kardeşi

Takım: Selim (PCnet), Mahmut (CHIP), Ercan (CHIP Online), Ercan’ın kardeşi

Bulmacalar

TescapeR’da çok zor olmayan çok sayıda bulmaca kullanma yoluna gidilmiş. Böylece, aşırı zorlanmadan bulmacaları çözüp odadan odaya koştururken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Oyun çoğu zaman akıcı bir şekilde ilerliyor. Biz yalnızca iki bulmacanın çözüm yöntemini bulmakta biraz zorlandık. Bulmacalar genellikle şifre veya anahtar bulup kilit açmayla sonlanıyor. Görsel bulmacaların ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz ama birkaç sayısal bulmaca da var. Bulmaca sayısı fazla olunca hepsinin birbirinden özgün olmasını beklememek gerek tabii: TescapeR’da tahminimizce deneyimli oyuncuların nasıl çözüleceğini hızlıca anlayacağı klasik bulmacalar da var, özgün düşünmeyi gerektiren birkaç bulmaca da.

TescapeR’da size tanınan belli bir ipucu sayısı yok. Oyun akıcı bir şekilde ilerlemek üzere kurgulandığı için, game master bir yerde takıldığınızı ve fazla vakit harcadığınızı hissettiğinde sizi ufak ipuçlarıyla yönlendiriyor. Ayrıca, oyunu ilk oynayan (ve bizi oynarken izleyen) Doruk’tan sonra oyuna birkaç yeni bulmaca eklendiğini ve bazılarının değiştirildiğini öğrendik.

TescapeR’dan kaçış oranı %50 civarındaymış. Bence de kaçış oranının %50 civarında olması mantıklı. %20 gibi düşük oranları duyduğum oyunlarda bir bityeniği arıyor ve mutlaka değiştirilebilecek/düzeltilebilecek bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

Puanlama*

  • Zorluk: 7/10
  • Mekân ve dekorasyon: 9/10
  • Kurgu: 8/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 7/10
  • İdeal kişi sayısı: 4
  • Bizim kaçış süremiz: 58 dakika

* Takımın değil, benim kişisel değerlendirmemdir.

4 Temmuz 2015
yazan Selim Şumlu
0 yorum

Escapist – Şirket – Kaçış Oyunu İncelemesi

Doğan Burda’nın teknoloji grubu çalışanları olarak son aylarda gerçek kaçış oyunlarına merak sardık. Benim bugüne dek oynadığım oyun sayısı 10’u geçti. O yüzden artık incelemelerimi yazarak potansiyel oyuncuları bilgilendirmenin vakti geldi diye düşünüyorum. Bizim de ofisimizin bulunduğu Trump Towers’ın komşusu Trump Alışveriş Merkezi’nde açılan Escapist’teki Şirket oyunuyla başlıyoruz.

Kaçış oyunları hakkında bilgisi olmayanlar için özet geçeyim önce: Takımınızla birlikte sizi bir odaya veya eve kilitliyorlar. Mekândaki ipuçlarını bulup bulmacaları çözerek dışarı çıkmak için 1 saatiniz var.

Escapist’le ilgili genel değerlendirme

Şirket oyunundan önce Escapist’ten biraz bahsedelim, çünkü Escapist bünyesinde 5 farklı oyun var ama hepsiyle ilgili birkaç genelleme yapabiliriz. “Türkiye’nin en büyük kaçış oyunu” sloganıyla açılan Escapist, İstanbul’da sayıları 50’yi aşan kaçış oyunlarından biraz farklı: Birçoğu hobi olarak açılan oyunların aksine Escapist bu işe ticari ve profesyonel bir şekilde bakıyor. Oyunlar alternatiflerine kıyasla daha pahalı. Ne yalan söyleyelim, bazı oyunların bulunduğu izbe bölgeler/apartmanlar oyuncuları az da olsa endişelendirebiliyor. Bir alışveriş merkezinin içinde konumlanan Escapist’te ise sinema girişi gibi bir girişte karşılanıyor ve oyuna alınıyorsunuz.

“Türkiye’nin en büyük kaçış oyunu” sloganıysa biraz pazarlama hilesi denebilir. Evet, toplam alan gerçekten büyük ama o alan 6 oyuna bölünüyor. (Şimdilik 5’i açık.) Escapist’teki tüm oyunları oynadık ve rahatlıkla söyleyebiliriz ki biri (Agatha’nın Anahtarı) hariç, oyun alanları büyük değil. Hatta bugüne dek gördüğümüz en küçük oyun alanı da Escapist’in Geçmişin İzinde oyunundaydı. Dolayısıyla beklentinizi yükseltmemenizi öneriyoruz.

Escapist’in ipucu mekanizması da alternatiflerinden farkı. Escapist dışında gittiğimiz oyunlarda odalara kurulu hoparlörler üzerinden game master’larla iletişim kuruyorduk. Escapist oyunlarında ise duvara sabitlenmiş bir panel var. İpucu istediğinizde yeşil düğmeye basıyorsunuz ve paneldeki telefon çalıyor, ipucunuzu bu şekilde alıyorsunuz. Her oyunda üç ipucu hakkınız var. Siz düğmeye basarak ipucu istemedikçe game master size müdahale etmiyor.

Escapist büyük bir yatırımla kurulmuş (Duyduğumuz kadarıyla 500 bin dolar) ve 5 oyundan 4’ü yurtdışında geliştirilmiş. Peki, değmiş mi? Tüm oyunları inceleyeceğiz ama Şirket’le başlayalım…

sirket_takim

Takım: Doruk (Dijital Yayınlar), Selim (PCnet), Ercan (CHIP Online), Mahmut (CHIP)

Şirket

Şirket, “Kayan Yıldız Üçlemesi”nin ilk oyunu. Ancak üçlemenin en zor oyunu olduğu için en son oynanması öneriliyor. Biz de önerilen sıraya uyduk ve Şirket, oynadığımız üçüncü oyun oldu. Oyunumuzun resmi öyküsü şöyle:

Bir gece FBI ajanı Carl ve “ekibi”, hayattaki tek yakını olan Brook’tan bir telefon alır: “Yardım et! Şirketteyim…” ve hat kesilir.

Bunun üzerine Carl ekibini de yanına alarak, Brook’un çalıştığı biyokimya firması Live’a gider. Kardeşiyle ilgili ipuçlarını araştırarak onu kurtarmaya çalışacaktır. Onu içinde bulunduğu durumdan sadece Carl ve ekibi kurtarabilir.

Şirket, tahmin edeceğiniz üzere, bir şirket ortamında geçiyor. İki odadan oluşan oyun alanı loş ama karanlık değil, yani oynamak için fener kullanmıyorsunuz. Dekorasyon sade denebilir ama bir ofis ortamını iyi yansıtıyor. Kafa karıştıran fazla nesne yok. Duvarda bir beyaz tahta ve kalem var ki bizce iyi düşünülmüş. (Bunlar bulmacaları çözerken not almak için. Her şeyi kafadan çözmek veya aklımızda tutmak zorunda değiliz.) Etrafta fazla koşturmadan nesne/ipucu arayacağınız ve kafanızı kullanacağınız bir oyun bu.

Gerçekten zor mu?

Pek sayılmaz. Şirket’i oynadığımız dört kişilik takımımızdan biri tamamen acemi, biri de biraz alkollü olmasına rağmen yaklaşık 47 dakikada çıkmayı başardık. Son bulmacada 5 dakika kadar vakit harcamasaydık rekor kırabileceğimizi öğrendik. (O sırada rekor 42 dakikaymış.) Bulmacalardan yalnızca birinin epey zor olduğunu düşündük ve öğrendik ki çoğu ekip o bulmacada ipucu almak zorunda kalıyormuş. (Biz de aldık.) Evet, çözüm yöntemi oldukça özgündü ama pek akla gelecek bir şey değil. Oyundaki hiçbir ipucu da sizi bu yönteme yönlendirmiyor. Bizce oyunun içinde o bulmacanın nasıl çözüleceğine dair bir yönlendirme olmalıydı. Escapist’in diğer oyunlarında gördüğümüz “Buraya para harcandığı belli.” dedirten mekanizmalar ve mekanik bulmacalar Şirket’te pek yok: Daha çok şifre çözme ve biraz da nesne/ipucu bulma üzerine kurgulanmış bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. Bulmaca sayısı çok fazla değil. İlk oyun olarak oynayanlara zor gelecektir ama biraz deneyimli biraz takımla Şirket’ten daha fazla keyif alabilir ve oyunu alt edebilirsiniz.

Kayan Yıldız Üçlemesi

Bildiğimiz kadarıyla birbirine izleyen öykülere sahip bir oyun üçlemesi Türkiye’de yalnızca Escapist’te var. Şahane bir fikir gibi görünse de öykünün biraz sönük kaldığını, hele öykü sırasına göre değil de Escapist’in sitesinde önerilen zorluk sırasına göre oynarsanız öyküden daha da kopacağınızı söylememiz gerekiyor; çünkü önerilen oyun sırası, aslında olay akışının tam tersi!

Yani öyküde olaylar Şirket – Gizli Deney – Geçmişin İzinde sırasıyla giderken siz olaya tersten giriyorsunuz. Biz Geçmişin İzinde’yi öyküye dair pek bir şey anlamadan oynadık, Gizli Deney’ye kafamızda bir şey şekillenmeye başladı ve Gizli Deney’i neden oynadığımızı ancak Şirket’i oynarken kavrayabildik. Şirket ve Gizli Deney aslında öyküye dair ayrıntıları keşfedebileceğiniz birçok rapor ve belge içeriyor. Ancak zaman darlığından ötürü bunları muhtemelen takımınızdan tek bir kişi okuyacak (Ben okudum.), hatta hızlı okuyabilen biri değilse ipucu içermediğini düşündüklerini atlayacaktır.

Önerilen oyun sıralamasıyla öykü gidişatının farklı olması bizce eleştiriyi hak eden bir nokta. Escapist bunu baştan planlamalıydı.

Puanlama*

  • Zorluk: 7/10
  • Mekân ve dekorasyon: 5/10
  • Kurgu: 6/10
  • Bulmaca kalitesi ve özgünlük: 6/10
  • İdeal kişi sayısı: 4
  • Bizim kaçış süremiz: 47 dakika

* Takımın değil, benim kişisel değerlendirmemdir.

2 Ağustos 2014
yazan Selim Şumlu
1 yorum

Hemen hemen hiç kimse: bir çeviri öyküsü

Mozilla Projesi, özgür yazılımın gurur kaynaklarından biri. Birkaç yıl önce projeye katıldığımda yaptığım işlerden biri de Firefox’un mevcut çevirilerini gözden geçirmek ve ufak tefek hataları düzeltmekti. Yaptığım her işi bazen hemen hemen hiç kimsenin fark edemeyeceği bir özveriyle yapıyorum. Bu, onlardan birinin, tek bir cümlenin çevirisinin öyküsü.

Firefox kullanıyorsanız adresi çubuğunuza about:robots yazdığınızda Firefox’un sürpriz yumurtalarından birini göreceksiniz. Bu sayfa, tanıtımlarında robot teması kullanılan Firefox 3.0 sürümünden beri var. Sayfadaki alıntılar, robotlarla ilgili ünlü film ve kitaplardan geliyor.

aboutrobots

Bir tanesinin orijinali şöyleydi:
Robots are Your Plastic Pal Who’s Fun To Be With.

Çevirmenlere yönelik açıklamaysa şöyle:
Book: Hitchhiker’s Guide To The Galaxy. What the Sirius Cybernetics Corporation calls robots.

Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni, daha doğrusu onu içeren tüm seriyi çok önceden okumuştum ama bu cümlenin tam olarak nerede geçtiğini hatırlamıyordum ve Firefox’ta doğru Türkçe çevirisini kullanmakta kararlıydım.

otostopcu

Sirius Sibernetik Şirketi’nin robot tanımı, Arthur’un depresif robot Marvin ile tanıştığı bölümde veya yakınlarında geçiyor olmalıydı. İlk kitabın (Otostopçunun Galaksi Rehberi, Kabalcı Yayınevi, Çeviren: Nil Alt) bölümlerine hızlıca göz atarak aradığım bölüme geldim ve -uzun bir aradan sonra- Otostopçu’yu yeniden okumaya başladım. Birkaç sayfa sonra aradığımı bulmuştum:

Ana Galaktika Ansiklopedisi, robotu insanların işlerini yapmak üzere tasarlanmış mekanik bir aygıt olarak tanımlar. Sirius Sibernetik Şirketi’nin pazarlama bölümüyse robotu “Birlikte Eğlenceli Vakit Geçirdiğiniz Plastik Dostunuz” şeklinde tanımlar.

anagalaktika

Böylece, Türkçe Firefox kullanıcılarının bile neredeyse hiç görmediği o cümle ortaya çıktı:

Robotlar birlikte eğlenceli vakit geçirdiğiniz plastik dostlarınızdır.

Bu değişikliği yapalı 1-2 yıl olmuştur ama bugün yeniden aklıma takıldı ve kitapla daha uyumlu olması için tanımın ilk harflerini İngilizce metinde ve kitapta olduğu gibi büyütmeye, İngilizce metindeki özne-yüklem uyumsuzluğunu korumaya karar verdim. Bu değişiklik Firefox 33’te hayata geçecek:

Robotlar Birlikte Eğlenceli Vakit Geçirdiğiniz Plastik Dostunuzdur.

pootle

Benim gibi bin bir türlü manyağı bir araya getiren ve sonuçta herkes için daha iyi bir web yaratan Mozilla’nın hikâyesini izlemiş miydiniz?